7 Eki 2026 13:35

Siyonist yalanlar gerçeklerin altında kaldı: İsrail’in 7 Ekim anlatısı nasıl çöktü?

Siyonist yalanlar gerçeklerin altında kaldı: İsrail’in 7 Ekim anlatısı nasıl çöktü?

Aksa Tufanı Operasyonu’nun üçüncü yıl dönümünde, 7 Ekim 2023’te Kassam Tugayları tarafından Gazze çevresindeki İsrail askeri mevzilerine yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından İsrail tarafından savaşın ilk saatlerinde ortaya atılan iddialar yeniden gündeme geldi.

Aksa Tufanı Operasyonu’nun üçüncü yıl dönümünde, 7 Ekim 2023’te Kassam Tugayları tarafından Gazze çevresindeki İsrail askeri mevzilerine yönelik gerçekleştirilen operasyonun ardından İsrail tarafından savaşın ilk saatlerinde ortaya atılan iddialar yeniden gündeme geldi. İsrail’in ilk günlerde uluslararası kamuoyuna sunduğu birçok iddianın, sonraki süreçte yapılan gazetecilik araştırmaları ve uluslararası kuruluşların incelemeleriyle gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

İsrail, Aksa Tufanı karşısında yaşadığı askeri ve güvenlik zaafını örtbas etmek ve operasyonun yarattığı şoku yönetmek amacıyla kısa süre içinde “bebeklerin başının kesildiği”, “kadınlara tecavüz edildiği” ve “kadınların yakıldığı” yönünde çeşitli iddiaları gündeme taşıdı. Söz konusu iddialar kısa sürede Batılı medya kuruluşları ve siyasetçiler tarafından da yaygın biçimde tekrarlandı. Ancak ilerleyen dönemde yapılan araştırmalar, bu anlatıların önemli bölümünün savaşın ilk saatlerinde herhangi bir somut kanıt ortaya konulmadan dolaşıma sokulduğunu gösterdi.

Hamas’ın 40 çocuğu öldürdüğü iddiası

“40 çocuğun başının kesildiği” iddiası, 7 Ekim’in ardından dünya kamuoyuna sunulan ilk ve en çok ses getiren anlatılardan biri oldu. İsrail askerlerinin Kfar Aza yerleşimindeki olaylara ilişkin aktardığı bu iddia, herhangi bir somut kanıt bulunmamasına rağmen dünya medyasında geniş yer buldu.

ABD Başkanı Joe Biden da 11 Ekim’de yaptığı açıklamada, başı kesilmiş çocukların görüntülerini gördüğünü söyledi. Ancak Beyaz Saray daha sonra Biden’ın bu görüntüleri bizzat görmediğini, söz konusu bilgilerin İsrailli yetkililer ve medya kuruluşlarından aktarılanlara dayandığını belirterek açıklamayı geri çekti.

Kadınlara yönelik cinsel saldırı iddiaları

İsrail’in Be’eri yerleşiminde de kadınlara yönelik tecavüz ve cinsel şiddet iddiaları gündeme getirildi. Bu iddiaların bir bölümü, cenazelerin toplanmasından sorumlu ZAKA gönüllülerinin anlatımlarına dayandırıldı.

Ancak Associated Press’in yaptığı araştırma, söz konusu anlatıların en çok öne çıkarılan iki örneğinin gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. İlk olayda, bir cesedin durumu cinsel saldırı işareti olarak yorumlanmıştı; ancak daha sonra cesedin İsrail askerleri tarafından taşındığı belirlendi. İkinci olayda ise hamile bir kadına ait olduğu ve fetüs olduğu ileri sürülen şeyin aslında yanmış bir cisim olduğu ortaya çıktı.

Birleşmiş Milletler’in cinsel şiddet konusunda görev yapan özel raportörü de daha sonra bu iddiaların önemli bölümünü destekleyecek yeterli kanıt bulunmadığını bildirdi.

İsrail meseleleri uzmanı Firas Yaghi, bu konuda Şihab Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, 7 Ekim’in üçüncü yıl dönümünde İsrail’in savaşın ilk günlerinde ortaya attığı anlatıların artık ilk dönemdeki kabul düzeyine sahip olmadığını söyledi. Yaghi’ye göre Batılı medya kuruluşları, ilk aşamada İsrail’in çocukların öldürüldüğü ve kadınlara tecavüz edildiği yönündeki iddialarını yeterli araştırma yapmadan gerçek olarak kabul etti. Ancak zaman içerisinde gazeteciler ve medya kuruluşları, kaynakların güvenilir olmadığına ilişkin bulgular nedeniyle bu iddialardan geri adım attı veya haberlerini düzeltti.

İsrail’in öldürdüğü İsrailliler

Yaghi ayrıca, Birleşmiş Milletler’in uluslararası soruşturma komitesinin, 7 Ekim sırasında “Hannibal Protokolü”nün uygulanmasıyla bağlantılı olaylarda İsrail ordusunun en az 14 İsrailli sivili öldürdüğü sonucuna vardığını belirtti.

Komitenin raporunda, Nir Oz yerleşiminden bir kadının Gazze’ye götürülürken İsrail helikopterinin açtığı ateş sonucu öldürülmüş olabileceği de ifade edildi. Bunun yanı sıra Haaretz gazetesinin araştırmaları, Hannibal Protokolü’nün uygulanması nedeniyle bazı durumlarda İsrailli sivillerin ve rehinelerin doğrudan İsrail güçlerinin ateşi altında kaldığını ortaya koydu.

Gazze hastanelerinin altındaki “Hamas karargâhları” iddiası

İsrail’in Gazze’nin batısındaki Şifa Hastanesi kompleksinin altında Hamas’ın ana komuta merkezinin bulunduğu yönündeki iddiası da savaş boyunca tartışma konusu oldu. Hastanelere yönelik saldırıları ve hastanelerin zorla tahliye edilmesini gerekçelendirmek amacıyla sıkça gündeme getirilen bu iddialara ilişkin İsrail’in sunduğu kanıtlar ise kamuoyunu ikna etmekte yetersiz kaldı.

Daha önce İsrail’in propaganda söylemlerini geniş biçimde aktaran Batılı medya kuruluşları da bu kez yer altındaki merkezlere ilişkin iddiaları daha temkinli biçimde ele aldı ve İsrail’in açıklamalarına yönelik şüphelerini dile getirdi.

Gazze Şeridi’ndeki hastanelere, özellikle de Şifa Hastanesi’ne yönelik saldırılar ve baskınlar devam ederken, İsrail’in sunduğu gerekçelerin tartışmalı niteliği daha da belirgin hale geldi.

İsrail’in anlatısının uluslararası alandaki etkisi

Yaghi’ye göre uluslararası ve İsrail içindeki araştırmaların ortaya koyduğu bulgular, 7 Ekim’in ilk saatlerinde oluşturulan anlatının güvenilirliğini ciddi biçimde zayıflattı. Ona göre İsrail, operasyonun yarattığı şoku kamuoyunu Hamas ve direniş güçleri aleyhine yönlendirmek ve Gazze’deki askeri operasyonlarını meşrulaştırmak için geniş bir anlatıya dönüştürmeye çalıştı. Ancak sahadaki gazetecilik çalışmaları ve sonraki araştırmalar, bu anlatının önemli bölümlerindeki çelişkileri zaman içerisinde ortaya çıkardı.

Hükümetler ve kamuoyunun İsrail’in iddialarına yaklaşımı

Yaghi, İsrail’in ilk anlatısı ile sonradan ortaya çıkan doğrulanabilir bulgular arasındaki farkın, İsrail’in iddialarının güvenilirliğini ciddi biçimde zedelediğini belirtiyor. Ona göre 7 Ekim, İsrail açısından yalnızca askeri bir başarısızlık değil, aynı zamanda bir “anlatı savaşı” sorununa da dönüştü.

İsrail yönetimi, saldırının yarattığı şoku Gazze’ye yönelik askeri operasyonlarını ve uyguladığı politikaları gerekçelendirmek için kullanmaya çalışırken, gazetecilik araştırmaları zaman içerisinde ilk günlerde ortaya atılan bazı iddiaların dayanaklarını sorguladı.

İsrail’in iddialarının ve savaş boyunca ortaya atılan çeşitli anlatıların tartışmaya açılmasına rağmen, dünyanın birçok ülkesinde Gazze’deki saldırıları protesto eden kitlesel gösteriler düzenlendi. Buna karşın birçok Batılı hükümet İsrail’e yönelik siyasi ve askeri desteğini sürdürdü. Bu ülkelerin başında ABD geldi. Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, farklı siyasi konulardaki görüş ayrılıklarına rağmen İsrail’e verilen destek konusunda büyük ölçüde ortak bir tutum sergiledi.

News ID 1939023

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
  • captcha